FOK BALIKLARI DA SEVER
Bıktım artık otuzbir çekmekten dedi genç fok balığı..En son ilişkisinin üzerinden tam 2 sene geçmişti, 2 senedir yalnızdı.Onu karaya vururken gören belgesel ekipleri üzülüyor ve intihar ettiğini düşünüyorlardı.Oysa o karaya vura vura kendini tatmin ediyordu.Karıya vuramıyoruz bari karaya vuralım amına koyim diye iç çekiyordu her seferinde...
Onu bu kadar yalnızlığa sürükleyen neydi ? Cimri oluşu mu, düşüncesiz oluşu mu, Ümit Yesin'e olan benzerliği mi ? ( Ümit Yesin'i tanımayanlar için aşağıda Ümit Yesin fotoğrafı mevcuttur ) En son ilişkisi rüya gibiydi oysa... En sevdiği aktivite sevgilisi ile sahilde gezmek, sevişmek ve balık yemekti.Yaptıkları başka aktivite de yoktu zaten... O kadar çok aşıktı ki genç fokbalığı sevdiği kadın için 100 kilo vermişti.Tüm yıldönümlerinde ona süpriz yapıp balık hediye ediyordu.Sevgilisi bu duruma içerliyor, bıktım hep aynı hediyeden diyor ama yine de kabul edip tek lokmada midesine indiriyordu.
Hayatının aşkının ellerinden kayıp gitmesinin üzerinden tam 2 sene geçmişti. Belki yeni birileriyle tanışırım da aşk acımı unuturum diye Antalyada bir aquaparka gitti. Dolanırken havuz başında aşık olduğu kadını gördü.Saksafon çalıyordu.Mecaz anlamda kullanmadım hemen çirkinleşmeyin, gerçek manada saksafon çalıyordu.Çaldığı her şarkı sonunda eğitmeninden bir balık hediye alıyordu.Saksafon çalması bitince verilen deniz topuyla basket atmaya çalışıyordu ve izleyenler tarafından alkış alıyordu.Bu onu tam bir şaklaban gibi gösteriyordu, utanıyordu ama yapmaya devam ediyordu.Basket atsa da atmasa da emeğinin karşılığı olan balığı alıyor ve izleyenlere selam veriyordu.
Gözyaşlarını silip "orospu" dedi kısık sesle genç fok balığı.Gözyaşlarını silse de hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ediyordu, gözünden bile sakındığı, uğruna en yakın iki fokbalığı arkadaşıyla kavga ettiği, hayatının aşkı iki balık karşılığında insanları eğlendiriyor, kendini elletiyordu .Ona ne kadar kızgın olsa da, öfkesi ona olan aşkını dindirmiyordu, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu fok balığı.Aşk acısını dindirsin diye hemen alkol almak istedi, ceplerine baktı 5 kuruş parası yoktu.Hemen aklına kürkü geldi, değerliydi, belki insanlar kürkü karşılığında ona para verir, genç fokbalığı da o paranın hepsiyle alkol alabilirdi.Gitti buldu birilerini, anlattı isteğini, gülümseyerek karşılık verdi bu duruma iki kötü adam.Hemen yakalayıp bağladılar.Durun dedi, vazgeçtim, istemiyorum kalsın kürküm dedi.İş işten geçmişti, çoktan onu boş bir ambara götürdüler.Belki kürkümü alırlar beni bırakırlar diye geçirdi içinden genç fokbalığı .Derken kapı açıldı, bu iki adam elinde sopalarla görüldü ve genç fokbalığına doğru yaklaştılar.Bu genç fokbalığının gördüğü son şey oldu...
Yine ibret verici bir hikaye ile karşınızda oldum.Bu hikayeden çıkarılacak iki tane ders var arkadaşlar.Birincisi Gidenlerin arkasından koşulmaz.Birisi gitmeye karar verirse ne kadar koşarsanız koşun ona engel olamazsınız.Bir bakmışsınız ki size kalan hızla çarpan bir kalp, terlemiş bir vücut, ve akan gözyaşı...İkinci ve daha önemli olan bir ders ise kürk için fokbalıklarını öldürmeyin, orospu çocukluğu yapmayın.
Bu da yazının şarkısı
07.05.2013
06:09 Maltepe
0 yorum: